Can Diker

“Zihnini Özgür Bırak”

Üst üste

No Comments »

Temmuz 2nd, 2009 Posted 01:17

Evet! Daha önce sabah yapacağım bir görüşmeden bahsetmiştim. Neyse önce Bodrum macerası… Fena sayılmazdı, mevsimi pek olmamasına rağmen gayet doluydu ve denizi de güzeldi. Aşırı yorucu bir kışın ardından gerçekten ihtiyacım varmış sanırım. Nitekim halen doyamadım desem yeridir. Devamını getirmek isterim ama nasıl olur bilemem.. Ama kesinlikle zamanlama bakımından benim için çok harika oldu. Neyse, gelelim iş olayına.. Read the rest of this entry »

Tags: , , ,
Posted in Günlük

Tatil’09

No Comments »

Haziran 25th, 2009 Posted 01:22

Nihayet biraz dinlenme vakti. Sanırım şu son 2 senenin acısını çıkaracak şekilde kafa dağıtacak gibiyim. Sabahki işimi (daha sonra belirteceğim) halledip halletmez doğruca uçakla kaçıyorum bodruma. Neyse, bakalım bu orta ölçekli tatil bana neler getirecek. Daha önceki bodrum seyahatimde olduğu gibi yine tanıdık birileriyle karşılaşma ihtimalim de oldukça yüksek galiba, neredeyse tanıdığım herkes üniversiteden mezun olup güneye kaçtı. İşin özünde, yaklaşık bir hafta belki de daha fazla bir süreliğine yokum. Geldiğim zaman ise yapacak çok işim olacak, ama hepsinin birbirinden güzel olacağını ümit etmekteyim…

Posted in Günlük

Huzur

No Comments »

Haziran 21st, 2009 Posted 23:50

Sonunda biraz da olsa huzura kavuştum diyebilirim. Yapmam gereken şeylerin o kadar da acelesi olmadığını farkederek daha ileri bir tarihe erteledim, birkaç başvuru yaptım ve ağustos başına kadar gayet rahat ve boş bir insan oldum nihayet. Yaklaşık 5 senelik dur durak tanımadan geçen zaman diliminden sonra şu ferahlığı özlediğimi gerçekten söyleyebilirim. Ancak, bu geçtiğimiz beş seneye baktığımda da müthiş şeyler yaşadığımı farkedip de seviniyorum açıkçası. Yine de artık çok belli, bir süre anlayamadıysam da: hayatımın bir bölümü yaşandı ve bitti. Geriye bağlı kalmanın bir anlamı yok. Artık şu anda yeni başladığım veya başlayacağım dilimin öncekinden daha güzel geçmesini diliyorum ve dilemekle kalmayıp güzel geçmesi için de çalışacağım. Kısacası, klasik bir laf gibi gözükse de hayatın vereceği sürprizlere karşı açık olacağım. Ama önce, biraz dinlenmece vakti.

Kafada uzun bir süredir ilk defa plan program yok, aksine rahat ve huzurlu uykular var.. Güzel bir hismiş cidden :D

Tags: , , , ,
Posted in Günlük

Hayal kırıklığına alışmak

No Comments »

Haziran 16th, 2009 Posted 15:30

Üzülüyorum, niyeyse insanlar koşulsuz sevgiyi enayilik olarak görüyorlar, seven kişiyi ‘cepte zaten’ diye düşünüp farklı şeylere yöneliyorlar. Belki de ilişkiler o yüzden hep kavgayla devam etmeli, arkadaşlıklar küsmelerle ara bulmalı, iş arkadaşlarınızla hep güzel işler yapmayı hedeflememelisiniz, gidip başkasıyla bir süre çalışsanız ve geri gelseniz de sizi affedecek birisi olabilmeli. yani asla mutluluk hiçbir şartta uzun sürmemeli… bir kaçış olarak da işten aşka, aşktan arkadaşlığa geçebilmelisiniz, diğerinde batırdığınız anda başka bir tarafa yönelebilir ve kendinizi ‘ben zaten bunu istiyordum’ diye kandırabilirsiniz. Belki başkasına göre olabilir bu söylediklerim ama bana göre değil, ben içten pazarlık yapmadan devam etmek istiyorum. Dolayısıyla zamanla alışıyor insan hayal kırıklıklarına, önceleri çok yadırgasa da. Tuhaf yanı ise, kişilerin bu tarz çifte planları tutmadığı zaman, ‘beklentilerim gerçekleşmedi’, ‘olaylara bakışım farklılaştı’ şeklinde başta kendisi olmak üzere herkesi kandırmaya yönelik laflar söylemeleri, karşısındaki insanı aptal yerine koyması kendince. Üzüldüklerini söylüyorlar, ama üzülmenin de bir tür ilgi olduğunu unutuyorlar, halbuki zerre kadar bir ilgi görmüyorsunuz. Genellemeler yapıyorlar, sizi de bu genellemelere koyup özür dilediklerini sandıklarında aslında sizi küçültüyorlar, her bir bireyin farklı olduğu gerçeğini de unutuyorlar, herkes aynı olsa bile sizin onca zaman farklı olabilmek için harcadığınız emeği bir anda silip atabiliyorlar veya bütün bunlara gerek duymadan, toptan yalan söylüyorlar.

Kesinlikle samimi değil, kimse aptal değil.
Sadece üzücü.

Tags:
Posted in Günlük

Adana Günlükleri 2

No Comments »

Haziran 14th, 2009 Posted 19:11

Şaşırtıcı. İnsanların birbirleriyle olan soğuk savaşı gördükçe şaşırıyorum. Henüz uzakta kaldığım için ise şanslıyım herhalde. Zaten küçücük bir sektör aslında, neyin çekişmesi anlaşılmıyor pek. Neyse, dün akşam gayet güzel bir organizasyonla ödüller sahiplerini buldu. Bilgi Üniversitesi öğrenci yarışmasına damga vurdu diyebilirim, gayet başarılı filmler ve yönetmenler çıkarmışlar. Her filmi ayrı beğendim, bir çok da gözlemim oldu Türk sinemasının genel gidişatı, eksikleri ve artıları hakkında. Kısa bir özetini Nuri Bilge Ceylan zaten törende tek tek belirtti her ödülü açıkladıktan sonra, biraz futbol yorumcusu misali gibi oldu, ama çok daha sağlıklı etkilerinin olacağı kanısındayım. Tabii ki insan kendini de sorguluyor ne oldum ve ne olacağım konusunda, genel anlamda gidişat iyiye doğru gidiyor evet ama, beraberinde bir çok fedakarlık yapmayı, bedel ödemeyi ve sabırla taşı çatlatmayı da gerektiriyor. Uzunca süren bir törenin ardından ve kırmızı halı seansının da ardından, hilton’daki kokteyle katıldık. fazlasıyla kalabalık ve bunaltıcı bir ortamda, insanlar sinir stres olmuş bir durumda, kimsenin gözü kimseyi görmezken sadece nürnberg tanıdıklarıma kısa bir selam verebildim, biraz da jüri üyesi ünlü görüntü yönetmeniyle birlikte iç karartıcı gelecek hakkında nasihatler dinledikten sonra Mommo ekibiyle vakit geçirmenin en şahane olay olabileceğine karar verdim. Biraz daha laflamanın ardından, kısa süre önce kaybettiğimiz Zafer hoca’nın eşi Ayfer hanım’la biraz eski günlere dair sohbet ettikten sonra dönmenin vaktinin geldiğini farkettik ve otelden çıkarken, bir Adana serüveninin daha sonlandığını, 2 yıl önceki gibi çok harika anılar bırakamasa da güzel günler geçirdiğim bir festival olarak aklımda yer edecek. Başka bir festival günlüğünde buluşmak üzere; rota Antalya — ekim 2009.

Adana Günlükleri 1

No Comments »

Haziran 13th, 2009 Posted 15:21

Uçakta sayın hocamız Bülent Vardar ile beraber seyahatimizden sonra, bizi havaalanında karşılayacak birisinin olmadığının farkına varıp, hocamızı karşılayacak arabaya yanaşmak zorunda kaldık. Efendim neymiş, öğrencilerin yol masrafları otobüs haricinde karşılanmazmış, dolayısıyla bizi bekleyen de yoktu. Neyse, bindik arabaya, hocamızı oteline bıraktıktan sonra kendi 3 yıldızlı otelimize doğru yol aldık.
Read the rest of this entry »

2. Adana Seferi

No Comments »

Haziran 9th, 2009 Posted 23:59

Perşembe günü Altın Koza’ya gidiyorum. Hem çevremi genişletmek hem de kendimi varolan çevreme unutturmamak için. Olabilecek türlü sürprizlere de açığım, kısmetimizde bakalım ne varsa. Nihayet ödevlerin de bitmesiyle çok rahatladım sonunda, dikkatimi başka bir şeye yoğunlaştırabileceğim. Şimdi ise biraz işe koyulma vakti gibi. İşe başlamadan evvel de ufak bir tatil yapabilirsem ne mutlu bana.

Yükseğin sonuna yaklaşırken..

No Comments »

Haziran 6th, 2009 Posted 18:55

Nihayet yüksek lisans derslerini vermek üzereyim, sadece birkaç ödev kaldı. Ya sonra? Senaryoyu yarışmaya yetiştirebildik, bir de diğer çok-kısa-filmi zamanında yetiştirebilirsem ki zor gözüküyor, şahane olacak. Ondan sonra ise başka bir belgesel projesi var, büyük ihtimalle temmuz ayında olacak. Daha sonrasında ise çalışmam gerekecek artık.. Yapmam gereken çok iş var ve ben her türlü ekstraları tamamlamışken asıl odak noktasına dikkatimi veremedim. Biraz da şansın yardımıyla bu karışık dönemden çıkabileyi umut etmekteyim.

Hayatı Iskalama Lüksün Yok Senin…

No Comments »

Mayıs 7th, 2009 Posted 23:52

“Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan “Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?” diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. İki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil, yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman… Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz. Sen, “Ama senin için şunu yaptım” derken o, “şunu yapmadın” diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır.

Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın. Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. “Peki o ne yaptı” deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın. Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. “Acılara tutunarak” yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki…

Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana. Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası… Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun; asolan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini…” – Nazım Hikmet

Posted in Günlük

Yorucu günler

No Comments »

Mayıs 7th, 2009 Posted 23:44

İnsan yaşlandıkça öğretim hayatı da giderek zorlaşıyor derlerdi de inanmazdım. Eskiden kolaylıkla yapabileceğim ödevler için kılımı kıpırdatamıyorum. Zaten bulduğum bir konunun başka birisi tarafından bu sene içinde çoktan çekildiğini öğrenince de canım sıkıldı biraz, gerçi yedekte düşündüğüm bir şey var, ona odaklandım tamamen ama yine de bir şeyleri kaçırmış olduğumu bilmek can sıkıyor.
Şu anda ise diğerinin sinopsisi üzerinde çalışıyorum, kurmaca kısa film olacak. Elimdeki kozları oynamayı düşünüyorum, yaz gelmeden de senaryoyu bitirmek istiyorum. Bilmiyorum ne kadar başarılı olurum. Çünkü halihazırda yapılması gereken çok şey var. Ama senaryo olayı uzun zamandır düşündüğüm bir şeydi, geliştirmem her türlü lazımdı. Sanırım bu bir başlangıç olacak.

Tags: , ,
Posted in Günlük